Merak Edilen Sorular
Neden bir psikoloğa ihtiyacım var? Sorunlarımı kendim çözemez miyim?
orunlarımızı kendimiz çözmemiz tabii ki mümkün. Zaman zaman çözemiyor olmamız da son derece anlaşılır. Bazen olayların içerisinde olduğumuzda geniş açıyı göremeyiz veya karşımızdakinin ne istediğini tam olarak anlayamayabiliriz. Buna çoğu zaman engel olan bizim geçmişten getirdiğimiz dünya ve insanlar ile ilgili kalıplaşmış düşüncelerimizdir. Bir uzman psikolog bu durumda size, bu kalıplaşmış düşüncelerin dışına çıkartmak ve sınırlarınızı zorlamak için rehber olacaktır.
Terapi nedir? Terapide neler yapılır?
Terapi, kişinin hayatında karşılaştığı zorluklarla daha kolay başa çıkmasına yardımcı olan konuşmaya dayalı bir tedavi yöntemidir. Terapiye kişiler zorluklarla başa çıkmak için başvurabileceği gibi birçok şeyin değiştiği evlilik, mezuniyet gibi geçiş dönemlerinde de psikoterapiye başvurulabilmektedir. Psikoterapi, yetişkinlerle, çocuk ve ergenlerle, ailelerle ve gruplarla uygulanabilir. Farklı terapi yaklaşımları arasından danışanın ihtiyaç duyduğu psikoterapi türü, sıklığı ve uzunluğu psikoterapist ve danışan arasındaki ilişkide belirlenmektedir. Terapi sürecinin işe yaraması için danışanın psikoterapistiyle birlikte sıkı bir çalışmaya girmesi gerekir. Psikoterapide iyileşme, danışanın psikoterapistle birlikte yürüttüğü çalışmanın bir ürünüdür.
Terapiye gelmek için hazırlık yapmam gerekiyor mu?
Psikoterapi sürecinde gerekli olması durumunda terapistiniz sizinle seans saati dışında yapmanız gerekenleri paylaşacaktır. Terapi sürecinde sizden doldurmanız beklenen ölçek ve formlar olabilir ya da terapistinizin benimsediği çalışma yaklaşımının gerekliliklerine göre farklı türden ev ödevleri ve seans dışı alıştırmalar yapmanız beklenebilir. Terapistiniz sizden bunlardan birini talep etmediği sürece seansa vaktinde gelmek ve seans süresince seansta olmak haricinde sizden beklenen bir hazırlık bulunmamaktadır.
Psikolog mu Psikiyatrist mi tercih etmeliyim?
Her iki uzmanlık alanı da ruh sağlığı ile ilgilidir. Çoğunlukla da birlikte çalışırlar. Aradaki fark psikiyatristlerin tıp eğitimi almış olmalarıdır. Bu nedenle fiziksel kaynaklı psikiyatrik sorunların tanı ve tedavisi psikiyatristler tarafından planlanır. İlaç kullanımını gerektiren durumlarda reçete etme yetkisi psikiyatristlerindir. Bu nedenle herhangi bir ruhsal sıkıntı ile psikoloğa başvuran bir danışan ilaç tedavisi alması gerekiyorsa, uzman tarafından psikiyatriste gönderilir. Psikologlar, duygusal ve davranışsal sorunların nedenlerini araştırır ve çeşitli psikoterapi yöntemlerini kullanarak sorunun çözümünü sağlar. Ruhsal sorunlar, beyinle ilgili fizyolojik bir nedene dayalı olabilir. Bazen de işlevsel olmayan, hatalı bir düşünceden kaynaklanıyor olabilir. Böyle durumlarda hastalar, kendilerini sıkıntılı durumdan kurtarabilecek hiçbir seçenek olmadığını düşünür ve çaresiz hissederler. Bu durumdaki bir kişiye farklı bakış açıları olduğunu göstermek işlevsel olmayan düşüncesini fark ettirmek ve sorunun çözümü için bazı davranış değişikliklerini gerçekleştirme cesareti kazanmasına yardımcı olmak terapi sürecidir. Psikologlar bu sonuca ulaşmak için çeşitli terapi tekniklerini kullanırlar. Bazen hastaların hem psikoterapi görmeleri hem de ilaç tedavisi almaları gerekebilir. Böyle durumlarda ilacı bir psikiyatrist tarafından verilen bir danışanın tedavisi, psikolog tarafından sürdürebilir ya da psikoterapi yapan bir psikiyatrist, her iki tedaviyi de birlikte uygulayabilir. ​ Terapiste gitmek için bir yaş sınırı var mı? ​ Terapi veya psikolojik danışmanlık her yaşta insan için vardır. Hayatımızda yanlış giden durumlarla yüzleşmek, hayatımızı ve ilişkilerimizi daha kaliteli hale getirmek için bu sürece başlamak hiçbir zaman geç veya erken değildir. Dikkat edilmesi gereken, uzman seçimi yaparken uzmanın hangi yaş grubuyla çalıştığını öğrenmektir. Uzmanlık alanları çocuk, ergen, yetişkin olarak ayrılabilmektedir. Sorununuz ve almak istediğiniz hizmete göre uzman seçimi yapmak en doğrusu olacaktır. ​
Psikoloğa gitmeye ihtiyacım olduğuna nasıl karar vereceğim?
Yaşadığınız sorunlar günlük hayatınızı ve ilişkilerinizi etkilemeye başladıysa bir uzmandan destek alma zamanınız gelmiş demektir. Stres ve kaygı yaratan durumlar, takıntılı ve tekrarlayan düşünceler, yalnızlık ve umutsuzluk duyguları, uyum zorlukları, başarı sorunları, özgüven eksikliği, etkili iletişim kurma, kendini ve çevreyi daha iyi tanıma, kimseye anlatılamayan duygu ve düşünceler en yoğun başvurulan konulardır.
Terapi süreci bana nasıl yardımcı olur?
Terapi sürecinde, size sıkıntı veren duygu ve düşüncelerinizi söze dökmek için güvenli bir ortam sağlanır. Bu dolaylı olarak duygu ve düşüncelerinizi daha iyi anlamanıza ve onlar üzerinde kontrol kazanmanıza yol açar. Zorlukları ve sorunları görmezden gelip yokmuş gibi davranmaktansa onlarla yüzleşmek beraberinde belli bir rahatlama ve umut da getirir.
Terapistin cinsiyeti önemli mi?
Sorununuzla ilgili çalışacağınız uzmanın cinsiyetiyle ilgili tercih yapmak anlaşılır bir durum ancak bu tercih aldığınız terapi hizmetinin kalitesini etkilemeyecektir. Kendinizi nasıl daha rahat hissedeceğinizi düşünüyorsanız o tercihi yapmakta özgürsünüz. Terapist için ise cinsiyet, din, ırk gibi ayrımlar yoktur. Etik çerçeve içerisinde çalışan bir uzmanın terapi koltuğuna yardım bekleyen bir insan olarak davetlisiniz.
Beni rahatsız eden konuları hiç tanımadığım biriyle konuşmak benim için zor olur mu?
Tabi ki ilk seanslarda kendinizi çekingen ve endişeli hissediyor olabilirsiniz. Bu son derece anlaşılır bir durumdur. Danışmanınız ilk görüşmede kendinizi huzursuz hissetmenizi ve belki tam olarak açılamıyor olmanızı çok doğal karşılayacaktır. Güven ve anlayışla kendinizi daha rahat hissetmenize yardım edecektir. Danışmanınız anlatmak istemediğiniz hiçbir bilgiyi paylaşmanız için sizi zorlamaz. Geçen zamanla birlikte siz de daha rahat ve açık olabileceğinizi göreceksiniz. Bunun için kendinize ve terapi sürecine ihtiyacınız olan zamanı tanımak oldukça önemlidir.
Ne sıklıkta seanslara katılım göstermeliyim?
Bu durum da kişiye ve başvurulan sorunun yoğunluğuna göre değişiklik gösterebilir. En kısa 1 hafta ara verecek şekilde seans aralıklarını düzenlemek en doğrusudur. Duruma göre, 2 haftada 1 veya ayda 1 olacak şekilde program da yapılabilir. Kriz durumlarında daha sık görüşmeler gerçekleştirilebilse de seanslar arasına duygusal yoğunluğu dengelemek ve verilecek çalışmaların yapılmasına fırsat vermek adına 1 hafta aralık vermek en idealidir.
Ne kadar süre terapiye devam etmeliyim?
Ne kadar süre terapiye devam etmeliyim?
Terapi süreci kişiye ve duruma göre değişiklik gösterir. Bazen birkaç seans yeterli olurken, bazı durumlarda uzun süreli ve düzenli bir terapi sürecine girmek gerekebilir. Örneğin, ciddi bir depresyon, başa çıkmakta zorlanılan hafif bir stres durumundan daha fazla tedavi ve danışmanlık gerektirir. Sorunun ciddiyeti ayrıca tedavi süresini ve yoğunluğunu da etkiler. Yoğunluk, seansların sıklığının planlanmasıyla ilgilidir. Kronik, uzun süreli depresyon, reaktif bir depresyondan daha uzun ve daha yoğun tedavi gerektirir. Seçilen tedavi hedefleri de tedavinin süresini etkiler. Tedavi hedefi “kendi başıma idare edebilecek kadar iyi hissetmek” ya da “hayatımı idare etme yöntemimi tamamen değiştirmek” olabilir. aynı zamanda duruma göre tercih edilen terapi yöntemi de süre konusunda belirleyicidir. Bilişsel Davranışçı Terapi yöntemleri çözüm odaklı olduğundan daha kısa sürede işlevselliği kazandırmayı amaçlamaktadır. Bu ve bunun gibi kararları uzmanınızla beraberce kararlaştırmak en doğrusu olacaktır. Unutmayın ki terapi de devamlılık oldukça önemlidir. İyileşme göstermek ile tedaviyi başarıyla tamamlamak çoğunlukla karıştırılabilmektedir. Uzmanınızla kararlaştırdığınız seans aralıklarına mutlaka sadık kalmanızı öneririz.
Herhangi bir yerde terapiye gittiğime dair bir belge karşıma çıkar mı?
Terapi ilişkisinde en önem verilen konulardan biri gizliliktir. Her türlü bilgi gizli tutulur. Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezinde, bilgi ve kayıtların saklanması, başkalarıyla paylaşılması ya da yok edilmesinde etik kurallar geçerlidir. Tüm kayıtlar (görüşme notları, test verileri, yazışmalar ve her türlü diğer dokümanlar) danışmanınızın sorumluluğundadır ve danışan harici kimseyle paylaşılmaz. Sadece kişinin veya bir başkasının yaşamını tehlikeye atacak bir durum söz konusu olduğunda ilgili bilgilerin paylaşımı, danışanın izniyle, gerçekleştirilebilir.
Terapi sürecinde değişimin çok kolay olmasını bekliyorum.Bu doğru mu?
Hayatımızda gerçekleşen her değişim gibi terapi sürecinde işlenen değişimleri de gerçekleştirmek sanıldığı kadar kolay olmayacaktır. Çocukluğumuzdan itibaren bizimle var olan kalıplaşmış düşünce şekilleri üzerinde çalışmak zaman zaman zorlayıcı olabilir ve umutsuzluğa düşmeye neden olabilir. Bu gibi durumlarla başa çıkmak için danışmanınız size destek olacaktır. Hayatınızda yaptığınız bu değişimlerin olumlu sonuçlarını görmek motivasyonunuzu ve katılımınızı arttıracak, süreç gittikçe daha kolaylaşacaktır.
Beni rahatsız eden konuları hiç tanımadığım biriyle konuşmak benim için zor olur mu?
Tabi ki ilk seanslarda kendinizi çekingen ve endişeli hissediyor olabilirsiniz. Bu son derece anlaşılır bir durumdur. Danışmanınız ilk görüşmede kendinizi huzursuz hissetmenizi ve belki tam olarak açılamıyor olmanızı çok doğal karşılayacaktır. Güven ve anlayışla kendinizi daha rahat hissetmenize yardım edecektir. Danışmanınız anlatmak istemediğiniz hiçbir bilgiyi paylaşmanız için sizi zorlamaz. Geçen zamanla birlikte siz de daha rahat ve açık olabileceğinizi göreceksiniz. Bunun için kendinize ve terapi sürecine ihtiyacınız olan zamanı tanımak oldukça önemlidir.
Terapiste gitmek için bir yaş sınırı var mı?
Terapi veya psikolojik danışmanlık her yaşta insan için vardır. Hayatımızda yanlış giden durumlarla yüzleşmek, hayatımızı ve ilişkilerimizi daha kaliteli hale getirmek için bu sürece başlamak hiçbir zaman geç veya erken değildir. Dikkat edilmesi gereken, uzman seçimi yaparken uzmanın hangi yaş grubuyla çalıştığını öğrenmektir. Uzmanlık alanları çocuk, ergen, yetişkin olarak ayrılabilmektedir. Sorununuz ve almak istediğiniz hizmete göre uzman seçimi yapmak en doğrusu olacaktır.
Psikolojik danışmaya ihtiyacım olduğuna nasıl karar vereceğim?
İlişkilerinizde etkili iletişim kurmak istiyorsanız, Özgüven ve girişkenlik konularında zorluk yaşadığınızı düşünüyorsanız, Stres ve kaygı ile baş etmek istiyorsanız, Kendinizi daha iyi tanımak istiyorsanız, Çalıştığınız halde başarılı olamıyorsanız, Sınavlar ve notlar ile probleminiz varsa, Mesleki alanlarda kendinize bir yol çizmek istiyorsanız, Her türlü karar verme güçlüğü çekiyorsanız, Uyum zorluğu yaşıyorsanız, Yaşamım nereye doğru gidiyor diye endişeleniyorsanız. Kimseye anlatamadığınız ancak paylaşmak gerekliliği hissettiğiniz duygu ve düşünceleriniz olduğuna inanıyorsanız, Zamanı etkili kullanamıyorsanız, Nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız, Hayatınızda bir şeylerin ters gittiğini düşünüyorsanız, İnsanlarla daha etkili iletişim kurmak ve duygularınızı etkili şekilde ifade etmek istiyorsanız, Kendinizi ve çevrenizi daha iyi tanımak istiyorsanız, Yalnızlık ve utangaçlık ile başa çıkmak istiyorsanız, Stresli ve aşırı kaygılıyım diyorsanız, Bulunduğunuz ortama uyum sağlayamadığınızı düşünüyorsanız, Psikolojik Danışmanlık Merkezi’me gelerek görüşebiliriz
Ne zaman aile danışmanlığı almalıyım?
Aile içinde yaşanılan iletişim problemleri oluşmaya başladığında aile danışmanlığı almanız önerilmektedir. Yaşanılan sorunların önceden çözümlenmesi amacıyla normal süregelen durumlarda da danışmanlık hizmeti alınabilmektedir.
Psikolojik Danışmanınız ne yapar?
Danışmanlık süreci başlangıcında sizi dinler, gerekli değerlendirmeleri yapar, gizlilik ve profesyonel ilişki çerçevesinde sizinle hedefler belirleyerek bu doğrultuda sizinle çalışmaya başlar. Sizi objektif bir şekilde yargılamadan dikkatle dinler. Sizi içten bir ilgiyle dinler, sizi daha iyi tanımak için sorular sorar. Sorununuzu çözmenize yardımcı olan kişidir ancak nasıl yaşamanız konusunda size öğüt veren kişi değildir İnançlarınıza, değerlerinize, düşüncelerinize karşı önyargısız ve hassas olmaya çalışır. Gerekli durumlar gördüğünde sizi başka uzmanlara yönlendirebilir. Sorunlarınızı daha etkili bir şekilde çözebilmeniz için onları daha iyi anlamanıza yardımcı olmaya çalışır.
Psikolojik Danışma sürecinde benim sorumluluklarım var mı?
En temel sorumluluğunuz planlanan oturumlara düzenli olarak katılmanızdır. Oturuma gelmenizi engelleyecek bir durum söz konusu olduğunda, bunu, oturumdan bir gün önce ya da olabildiğince erken bir tarihte danışmanınıza bildirmeniz gerekmektedir.
Psikoterapi Ücret ne kadar?
Yapılacak çalışma için ücretlendirme sistemimiz değişiklik göstermektedir. Yetişkin ve çocuklar için yaşanılan zorluklar konusunda iletişime geçerek detaylı bilgiyi alabilirsiniz. tıpkı hastanede her hastalığı film ve tahlilin farklı olduğu gibi.
Beni rahatsız eden konuları hiç tanımadığım biriyle konuşmak benim için zor olur mu?
Başlangıçta kendinizi endişeli, utangaç hissedebilirsiniz. Danışmanınız ilk görüşmede kendinizi rahatsız hissetmenizi ve tedbirli yaklaşmanızı çok doğal karşılayacaktır. Güven ve anlayışla kendinizi daha rahat hissetmenize yardım edecektir. Geçen zamanla birlikte siz de daha rahat ve açık olabileceğinizi göreceksiniz.
Psikolojik Danışma süreci bana nasıl yardımcı olur?
Psikolojik danışma sürecinde danışmanınız size düşüncelerinizi ve duygularınızı söze dökmek için güvenli bir ortam sağlar. Bu dolaylı olarak duygu ve düşüncelerinizi daha iyi anlamanızı ve onlar üzerinde kontrol kazanmanızı sağlar. Zorlukları ve sorunları görmezden gelip yokmuş gibi davranmaktansa onlarla yüzleşmek beraberinde belli bir rahatlama ve umut da getirir.
Toplumda en sık görülen psikiyatrik bozukluklar hangileridir?
En sık rastlanan psikiyatrik bozukluklar şöyle özetlenebilir. Depresyon: Temel belirtileri zevk alamama ve elemli duygudurum olan ve bu belirtilere uyku düzensizliği, yorgunluk, benlik saygısında düşme, intihar düşünceleri, unutkanlık gibi belirtilerin eşlik ettiği bir sendromdur. Özgül fobi: Asansör, böcek, fırtına, tünel, karanlık gibi çok sayıda nesne ve durumdan aşırı ve yersiz aşırı korku duyma halidir. Sosyal fobi: Bir hata yaparım korkusuyla toplumsal etkinliklerden aşırı kaygı duyma ve kaçınma durumudur. Yaygın anksiyete bozukluğu: Günlük olaylarla ilgili aşırı telaş ve kaygı duyma temel belirtisidir. Ağrılar, çabuk sinirlenme, yorgunluk, unutkanlık, huzursuzluk genellikle sık görülen diğer belirtileridir. Panik bozukluğu: Nedensiz yoğun korku atakları ve ataklar arasında yeni ataklar geleceğine ilişkin aşırı bir endişe yaşama ile belirgin bir bozukluktur. Madde kullanım bozuklukları: Alkol, esrar, sigara gibi maddelerin aşırı ve uzun süreli kullanma ve oluşan sorunlara rağmen bu alışkanlıklardan kurtulamama ile karakterize bir bozukluktur
Psikiyatrik bozukluklarda hangi tedavi yöntemlerine başvurulur?
İlaç Tedavisi: Psikiyatrik tedavilerde en çok başvurulan tedavi yöntemi Psikoterapi: konuşma esasına dayanan ilaç dışı tedavi yöntemi Manyetik Uyarım Tedavisi(TMS): rTMS tedavisi beyne doğrudan elektrik vermeden, manyetik alan oluşturup beynin doğal elektriğini aktive eden bir sistemi
Psikiyatrik Bozukluklar Ne Sıklıkla Görülmektedir?
Yapılan araştırmalar, toplumun üçte birinde psikiyatrik yardım gerektirir bir bozukluk olduğunu göstermektedir. Psikiyatride uygun tedaviler kullanılarak çok iyi sonuçlar almak mümkün iken çoğu kişi, yaşadıklarının normal olduğunu, kendi başına başa çıkabileceğini, ilaçların bağımlılık ya da uyuşturma gibi yan etkilerinin olduğunu düşünerek psikiyatrik başvuruda bulunmaktan kaçınmaktadır.
Psikiyatrik bozukluklar güçsüz insanlarda mı ortaya çıkar?
Psikiyatrik bozuklukların bir güçsüzlük olarak görülmesi doğru değildir. Psikiyatrik bozukluklar sarılık, pnömoni, romatizma gibi diğer bedensel hastalıklara benzer ve güçsüzlük olarak görülmesi yanlış bir düşüncedir. Biyolojik etmenlerin yanında; ailelerin yetiştirme biçimi ve anne ve babanın davranış örüntüleri ve diğer pek çok çevresel etmenin de ruhsal bozuklukların gelişiminde rol oynadığını gösteren pek çok kanıt bulunmaktadır. Tüm bunlara ek olarak; yaşamı boyunca sürekli güçlü durmuş, herkese destek olmuş, pek çok olumlu özelliği barındıran ve çevresi tarafından “güçlü” olarak bilinene kişilerin de yaşamları boyunca çeşitli kereler ruhsal bozukluk yaşayabildiği görülmüş ve iyileşme sonrası bu kişilerin tekrar aynı potansiyellerine geri dönerek yaşamlarına devam ettikleri saptanmıştır. Ruhsal bozuklukların bir kısmı iyi tedavi edilir ve düzelme döneminde doğru yaklaşılırsa, bu bozukluğu kendilerini geliştirmek ve olgunlaştırmak için bir fırsat olarak değerlendirebilir ve düzelmeyi takiben ayakları daha sağlam basan ve mutlu olmayı daha çok becerebilen bireyler olabilirler.
Son zamanlarda çok unutkan oldum. Bu bunama belirtisi olabilir mi?
Bunama (demans) ileri yaşlarda ortaya çıkan ve temel belirtisi unutkanlık olan bir hastalıktır. Aslında kişiler, unutmaktan çok, yeni öğrendikleri bilgiyi kayıt edemediklerinden o bilgi sorulduğunda onu belleklerinden geri çağıramazlar-yani hatırlayamazlar; çünkü hiç kayıt altına almamışlardır. Genellikle 65 yaş sonrası ortaya çıkar ve yaş ilerledikçe bunama olasılığı artar. Unutkanlık, dalgınlığın bir parçası olarak da karşımıza çıkabilir. Kişinin kafası çok karışık olduğunda veya o anda kafasından pek çok düşünce geçiyor olduğunda yaptığı şeyin farkında değildir ve o yaptığı şeyle ilgili herhangi bir sorunun da yanıtını veremez veya yaptığına ilişkin bir kaydı yoktur. Bu durum depresyon, anksiyete gibi hastalık durumlarında olabileceği gibi, yoğun tempo ile çalışan kişilerde veya kafasını bir soruna fazlasıyla yoğunlaştırmış kişilerde de görülebilir. Unutkanlık, bazı vitamin eksikleri ve hormonal düzensizlik durumlarında da gözlenen bir belirtidir. Unutkan olduğunu söyleyen kişide başka diğer belirtilerin sorularak, ruhsal bir bozukluk olup olmadığının incelenmesi, bedensel bir sorun açısından değerlendirme yapılması ve sonrasında bunamaya yönelik muayenelerin gerçekleştirilmesi uygun olacaktır.
Çocuklarda Zeka Gelişimi nasıldır?
Zeka Nedir ? Kavramlar ve algılar yardımıyla soyut ya da somut nesneler arasındaki ilişkiyi kavrayabilme, soyut düşünme, muhakeme etme ve bu zihinsel işlevleri uyumlu şekilde bir amaca yönelik olarak kullanabilme yetenekleri zeka olarak adlandırılmaktadır Hangi zeka türüne sahipsiniz? Eskiden tek zeka kavramından bahsedilirken bugün 8 farklı zeka türü olduğu kabul ediliyor. Peki siz hangi zeka türüne sahipsiniz? İşte 8 farklı zeka türü… 1- Sözel zeka: Kelimeleri etkili kullanma yeteneğidir. Dinleyerek öğrenmeyi sever, duygu ve düşüncelerini sözel ifadelerle aktarırlar. İyi yazarlar, iyi anlatırlar, kitap okumayı, kelime oyunları severler. Kavramlarla ve kelimelerle düşünürler. Sözel zekaya sahip insanlar daha çok yazar, gazeteci ve politikacı olurlar. 2- Sayısal zeka: Sayısal zekası yüksek olanlar sebep-sonuç ilişkisi kurmayı, “neden” demeyi severler, çok soru sorarlar. Olayları kategorize ederek bağlantılar kurmaya kafa yorarlar. Hesap yapmayı, bir makineyi söküp nasıl çalıştığını görmeyi severler. Nedenini bilmediği şeyi fazla akılda tutamazlar. Bilim adamı, matematikçi ve bilgisayar programcısı olma ihtimalleri yüksektir. 3- Görsel zeka: Görsel zekası yüksek olanlar işittiklerini değil de, gördüklerini akıllarında daha iyi tutarlar. Film ve slayt gösterileri eşliğinde öğrenmeyi severler. Hayal dünyaları geniştir. Resimli kitaplara, sanatsal etkinliklere yatkındırlar. Renklere çok hassastırlar. Mimar, fotoğrafçı ve dekoratör olabilirler. 4- Müzik zekası: Ritim, nota, ses tonu, ahenk, melodi gibi müziksel unsurlara aşırı duyarlıdırlar. Müziksel unsurları hemen fark ederler, değerli bulurlar ve ifade ederler. Nota, solfej bilmeseler bile, melodileri hemen akılda tutarlar. Müzik eşliğinde çalıştıklarında öğrendiklerinin kalıcılığı artar. Tempo tutma, mırıldanma, ıslıkçalma, eşlik etme, müzik dinleyerek kitap okuma sevdikleri şeylerdir. 5- Bedensel zeka: Bir sorunu çözmek, bir model oluşturmak, bir şeyler üretmek için bedenlerini, ellerini, parmaklarını kullanabilme gücüdür. Bedensel zekası yüksek olanlar, duygu ve düşüncelerini dokunarak, hareketlerle anlatmada beden dilini kullanmaya çok yatkındırlar. Koşmayı, zıplamayı, mimik ve jestleri kullanmayı, bir yerler inşa etmeyi çok severler. El becerileri iyidir, tamir işlerini çok rahat yaparlar. Başkalarının mimik ve jestlerini kolayca taklit ederler. Sporcuların, aktörlerin, heykeltıraşların çoğu bedensel zekası yüksek olan insanlardır. 6- Sosyal zeka: Çevresindeki insanların duygularını, isteklerini, ihtiyaçlarını anlama, ayırt etme ve karşılaştırma gücüdür. Sosyal zekası yüksek olanlar, insanları tanıma konusunda çok başarılıdırlar. Liderlik özellikleri vardır. Yüz ifadelerine ve seslere, insanlardaki farklılıklara duyarlıdırlar. Yüzleri çok iyi okurlar. Analiz etme, yorumlama ve değerlendirme kapasiteleri yüksektir. Sözlü ve sözsüz iletişimde yetenekleri üstündür. Organize etmeyi, lider olmayı, başkalarına yardım etmeyi, empatik iletişimi ve öğretmeyi severler. Genellikle danışman, öğretmen ve siyasi lider olurlar. 7- İçsel zeka: Kendi ile ilgilenme, kendini tanıma, güçlü zayıf taraflarını fark etme yeteneğidir. Kim olduğu, neyi yapmak istediği, nelere yönelmesi gerektiğini, nelerden uzak durması gerektiğini bilme kapasitesidir. Bir şeyi düşünürken kendi duyguları, ilgisi, ihtiyaçları ve istekleriyle amaçlarını bağdaştırmaya çalışırlar. Bağımsız olma, kendilerini açık ve net dile getirme, olaylardan ders almaya yatkındırlar. Psikolog olmaya yatkındırlar 8- Doğal zeka: Çevre, doğa olayları, ekolojik unsurlara aşırı duyarlıdırlar. Düşünürken doğa formları, hayvan-bitki figürleri ile düşünürler. Hayvan beslemeyi, doğayı, toprakla uğraşmayı önemserler. Mevsimler, iklim olayları ile ilgilenirler. Hava tahmin konularına ilgi duyarlar.
Psikiyatrik bozukluk nedir?
Psikiyatri biliminin sadece ağır ruhsal hastalıklarla ilgilendiği düşüncesi geçerli bir düşünce değildir. Bu anlayış çok eskilerde kalmış ve geçerliliğini yitirmiş bir düşüncedir. Günümüz sınıflandırma sistemlerinde çok sayıda ruhsal bozukluk yer almaktadır ve bunların çok büyük bölümü ağır ruhsal bozukluklar dışında kalan bozukluklardan oluşmaktadır. Örneğin korkular, örneğin mutsuzluk, örneğin çekingenlik, örneğin nedeni bulunamamış ağrılar gibi birçok yakınma psikiyatri alanında değerlendirilen bozuklukların belirtileri olabilir.
Psikiyatrik bozukluklar iyileşir mi?
Psikiyatrik bozukluklarda iyileşme olasılığı yüksektir. En ağır psikiyatrik bozukluklar da bile iyileşme %50’den az değildir. Şüphesiz iyileşme olasılığı ve iyileşme oranı psikiyatrik bozukluğun tipine göre değişmektedir. İyileşmenin süresi de farklılık gösterir. Bazen kısa sürede sonuç alınırken bazen bu süre daha uzun olabilir.