Eş bağımlılık, bağımlı olan kişi için karşılıksız olan bir terim olup daha çok bağımlılığı farkında olmadan davranış ve tutumlarıyla destekleyen aile ve yakınlar için kullanılan bir tanımlamadır. Bağımlılığı bir hastalık olarak görmeyen aile ve kişinin yakın çevresi bu durumu kabul etmeyebilirler. Eş bağımlılık tedavi edilmediğinde kişide depresyon, distimik bozukluklar (uzun süreler üzüntü, içe kapanıklık, melankoli) görülür. Bu süreç uzadıkça ailede dengeler bozulur ve kural koyucu bağımlı birey olur. Bağımlı, ailenin bu durumunu sonuna kadar kendi çıkarları için kullanmaya hazır hale gelebilir ve bu durum aile için patolojik bir sürece dönüşür.
Eş bağımlılık tedavi edilmediğinde kişide depresyon, distimik bozukluklar görülür. Eş bağımlılık rahatsızlığını olan kişi, alkolik olan eşine alkol bulma yoluna girebilir veya bir anne madde kullanan çocuğunun kullanmasına mazeretler bulabilir. Bu sağlıksız ilişkide eş bağımlılığı olan kişi yaptığı işin doğru olduğuna inanır. Eş bağımlı olan bireyler için, karşısındaki insanın ihtiyaçlarını yapmak zorunlu hale gelir ve kendisini sorumlu hisseder.
Bu kişiler; eşlerini kırmamaya, üzmemeye dikkat ederler ve genellikle her konuda alttan alan taraf olurlar. Eşlerinde alkol kullanımı söz konusu olduğunda sadece kendilerini suçlarlar. Eş bağımlılıkta kişi, eşinin tekrardan alkol kullanmaması için kalabalık ortamlarda bulunmamaya çalışırlar. Bu şekilde kendisini ve eşini sosyal çevreden uzaklaştırmaktadır. Bu durum genellikle kişinin çocukluk dönemi ile alakalı bir durumdur. Eş bağımlı kişi ve ailesi için pek çok davranış değişimi gerekebilir. Ailenin gelişimine engel olan her davranış durdurulmalıdır. Eş bağımlı olan kişi, duygularını ve ihtiyaçlarını görmeli ve kabul etmelidir. Bu durumda “hayır” demeyi ve kendine güvenmeyi öğrenmesi gereklidir.
Bağımlılıkta tedavi programı, bağımlılık çeşidine ve hastanın genel durumuna göre değişmekle birlikte kişiye özel tedavi planı uygulanmaktadır.
Bağımlılık tedavi programı mutlaka kişiye özel planlanması gereken bir beyin hastalığıdır bu noktada multidisipliner yaklaşım çok önemlidir.
Tıp dünyasında yüzyıllardır farklı tedavi yöntemleri kullanılmıştır. Antik çağdan bu yana hastalıkların iyileşmesi ile verilen mücadelede pek çok yöntem, pek çok ilaç bulunmuş ve insanlığın hizmetine sunulmuştur.
Modern tıbbın gelmiş olduğu son dönemeçte artık “Kanıta Dayalı Tıp” uygulamaları öne çıkmaktadır.
“Kanıta Dayalı” terimi ile kast edilen durum; Dünya üzerinde pek çok farklı merkezde ortaya çıkan tedavi yöntemlerinin hasta grupları üzerinde uzun süren çalışmalar ve takipler sonunda istatistik biliminin de katkılarıyla “plasebo” denilen etkisiz maddelere karşın tedavi edici etkilerinin gösterilmesidir. Rastgele ya da kulaktan kulağa, yahut sadece kişisel tecrübeler sonucunda ortaya çıkan tedavileri reddeden bu kanıta dayalı tıp hastalık tedavilerinin standardize hale gelmesinde önemli rol oynamaktadır.
Bilimsel yöntemler sonunda ortaya çıkan kanıtlar tüm bilim dünyasıyla paylaşılmakta ardından tedavi yöntemi ya da bulunan ilaç insanlığın hizmetine sunulmaktadır.